banner16

İktidar, "amuda kalkmamız lazım," dese birileri hemen devreye girip amuda kalkmanın bekamızla ilişkisini anlatmaya başlıyor.

Öcalan bir açıklama yapsa aynı sebeple destek açıklamaları yapılıyor.

 İdraki körleştirilen bir toplumda her şey meşrulaşır. Partiler önce vatandaşın idrakini, vicdanını yok ediyor, sonra da onları her türlü politikanın destekçisi haline getiriyor.

Öyle bir hale geldik ki partilerin kırmızı çizgileri belirsiz hale geldi. Milliyetçi bir parti Öcalan'ın beyanlarına destek açıklaması yapabiliyor. Ve büyük bedeller ödemiş bir taban, bunu sorgulamaya bile gerek görmüyor.

İslamcı bir parti - bir milletvekilinin Cumhurbaşkanına haşa Allah gibi yakıştırmasını yutabiliyor. Siyasi ahlak yasasına karşı çıkabiliyor. Yolsuzlukların, hırsızlıkların soruşturulmasını engelleyebiliyor. İslamcıda İslami bir tavır, milliyetçide milliyetçi bir duruş göremiyorsunuz.

Beka her türlü yanlışlığı, politikasızlığı örtüyor. Beka denilince kimse iktidarın yaptığı hataları konuşamıyor. Kimse eleştiremiyor, devletin bekasını tehlikeye atma korkusu herkesi susmaya zorluyor.

Oysa bir ülkede susmaktır asıl beka sorunu olan. Susturulmuş bir toplum hiç bir problemini çözemez. Nitekim çözemiyor da. Mesela, hiç kimse Suriye'de ABD ile anlaşacağınıza önce Esat'la anlaşın diyemiyor. Çünkü Esat'la mücadeleyi kişisel sorun haline getirenler var. Kimse Kaz dağlarındaki talanın, ihanetin hesabını soramıyor, çünkü sormak bu ülkenin bekasını tehlikeye atmaktır.

Bu ülke hepimizin, elbette bir beka sorunu olduğunda ona göre davranmak hepimizin vazifesi. lakin beka ile hiç alakası olmayan konularda susmak, yanlış politikaları onaylamak, felaket ihtimali taşıyan siyasetlere alkış çalmak da doğru değil. Asıl beka sorunu işte o zaman ortaya çıkar. Bir toplum yanlışı görür, bile bile susar veya alkışlarsa işte o zaman o ülkede ciddi bir beka sorunu var demektir.

Beka sorunu etrafında oluşturulan yalan siyaseti en çok alternatif politika üretme imkanlarını yok etti. Düne kadar birbirinin zıddı olanlar birbirinin benzeri oldular. Bugün AK parti veya MHP tabanı partilerinin hangi noktada birbirinden ayrıldıklarını söyleyebilirler mi? Şöyle bir soru sorulsa," MHP ile AK parti hangi politikalarda ayrışıyor," bu soruya kesin, net ifadelerle cevap verebilecek biri çıkar mı? MHP tabanı Öcalan'a ölesiye karşıdır. Ama İstanbul seçimlerinden önce Öcalan'ı dinleyin diyen de MHP liderliğidir. MHP tabanı Doğu Türkistan'da Kızıl Çin'in yaptığı zulme karşıdır. Çünkü milliyetçiler için esir Türkler milliyetçilik davasının en önemli rükünlerinden biridir. Ama Doğu Türkistan'la ilgili verilen araştırma önergelerinin hiç birine MHP destek olmadı. Çok değil, 3-4 yıl önce esir Türklere yapılan zulme MHP sessiz kalır denilseydi kimse inanmaz, gülüp geçerdi. Aynı şey AK parti içinde geçerli, düne kadar Türk milliyetçiliği AK parti için ırkçılık, milliyetçiler de fatiha bilmeyen morg bekçileriydi. Ya bugün? Bu zıtlıklar politikası bir devlet için ancak hayat memat meselesi olan beka siyasetiyle örtülebilirdi. Söz konusu beka olmazsa vatandaşın," durun hele dün ne diyordunuz bugün ne diyorsunuz," diye soracağın biliyorlar. O soru ancak beka politikasıyla savuşturulabiliyor.

Bu politika daha ne kadar toplumu susturur bilemem. Ama bu siyaset biçimi otoriterleşmeye kapı araladığı için giderek demokrasiye de zarar veriyor. Çünkü beka ile milli menfaatlerden ziyade kişisel beklentiler garantiye alınıyor. Yerel seçimleri kaybedersek bekamız tehdit altına girer demişlerdi, kaybettiler, bekamız tehdit altına girdi mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner19