banner16

Her ne kadar eski çamlar bardak olsada, günümüzde Yine de tarihine sahip çıkma mücadelesi veren tabiri caiz ise bangır, bangır bağırarak feryat eden insanlarımız hâlâ mevcut.. yeterli mi hayır !..

Peki ne olacak !.. göz göre göre kaybolan miraslarımız gibi bunada göz mü yumulacak. Tabii ki bunada kimse evet diyemez.. dememeli de zaten...

Geçen yazımda herşeyi devletten beklemememiz gerektiğinin altını çizmiş, bir nevi resterasyonu gerçekleşmiş tarihi eserlerimizi halkımızın bazılarını tenzih ederek temiz tutmadığı yönünde eleştirip sitem etmiştim. Ama bu sitemi yaparken yöneticilerimizinde eksikleri olduğunu yazmak durumundayım. 

Bir tarih-i mekânın resterasyonu olduktan sonrası da çok önemli. ( Saldım çayıra, Mevlâm

kayıra ) yani bu demektir ki; Dikkat isteyen bir işte veya yerde, istenilen dikkatin gösterilmediği, yani yapılan bir değerin koruma altına alınmaması sonucunda halkın bazı kesimleri tarafından bu mekanları veya değerlerimizi gerektiği gibi kullanmaması, kadir kıymet bilmemesi yapılan onca emeklerin boşa gitmesine sebebiyet vermektedir.  

Örnek verecek olursak; Bir Manisa Saray-ı günümüze gelmeden yok olup gitmiş, sadece bir Fatih kulesi kalmış elimizde yadigâr. 

Bu arada yeri gelmişken hatırlatalım. 2018 yılının Temmuz ayında Valilik Makamında düzenlenen törenle, dönemin Valisi Mustafa Hakan Güvençer, Türk Kızılayı Manisa Şube Başkanı Cemal Kahraman, ve il Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak tarafından Fatih Kulesinin resterasyonuna ilişkin protokolü imzalamışlardı. İnşallah Şehzadeler Şehrimize yakışır bir şekilde bu Tarih-i değerimiz de canlanacak ümidindeyiz...

Evet birde aklıma takılan bir Anıtlar Kurulu meselesi var. " Neden Belediyeler Anıtlar Kuruluna giderler" ?.. Madem Anıtlar Kurulu bu işlerde söz sahibi vede söz konusu Tarih-i eserlerin korunması O zaman Anıtlar Kurulu Belediyeleri teşvik etse ve tüm ülkemizdeki Tarih-i eserleri koruma adına kısa bir süre içinde ( zorunlu) olarak organize edip,tüm eserlerimize sahip çıkılsa olmaz mı diye düşünüyorum. Tabii ki işin iç yüzünü bilmediğim için böyle bir düşünceye sahip olabilirim fakat; bu sisteme göre dereden çook sular akıyor ve tüm projeler su üstünde yüzüyor. Çünkü her Belediye aynı fikire sahip olmadığı için Anıtlar Kuruluna bazı Belediyeler gidiyor, bazıları da gitmiyor. Tarih-i eserlerimizde günden güne eriyip gidiyor. Ama benim düşünceme göre teşvik edilse, manevî değerlerimiz daha çabuk kurtulur ve Ata yadigârlarımızın eserlerini geleceğe daha istikrarlı bir şekilde taşıyabiliriz... 

Şunu unutmayalım ki; ilk insan ölümlü olduğunun bilinciyle geride bir iz bırakma isteği duymuş, bir taş kümesi, bir toprak yığını, dikili bir kayadan oluşan ilk anıtları inşa etmiş. Bugüne kadar geçmişini ve geleceğini de önemsemeye başladıktan sonra, Anıtlara da değer vermeye başlamış. İlk Anıtların dikilmesinin ardından bakımı ve korunması gündeme gelmiş. Anıtlar ve Tarih-i eserlerimiz zaman içinde ve kuşaklar arasında devamlılığını sağlamış...

Uzun lafın kısası; Tarih; geçmişte yapılmış, şu anda elimizde olan fakat istikbali gösteren bir dürbündür. O halde el ele verip Eski çamlar bardak olmadan, Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmalıyız... Kalın Sağlıcakla...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner19