banner16

İnsanlarımız öyle bir noktaya geldi ki. Sanki bir merhaba,bir nasılsın dememek için sokak değiştirenler türer hale geldi.

Bir dost sohbetine girmemek için yalan makinesini çalıştıranları bilirim.Neden,niçin kaçar olduk birbirimizden. Ekonominin sevgimizin üstüne çöreklenmesimidir, Yoksa hayat kavgasından sinirini alamayıp, Saygımızın üstüne öfke kusmasından mı 

bilinmez ama, Bilmemiz gereken bir gerçek var ki. Hayata birazda iyi tarafından bakmamız gerekiyor galiba..

"Nasılsın" ile başlar her sohbet. "İyiyiz çok şükür" deriz. Acaba gerçekten iyimiyiz ? Herşey yolunda mı ? İyi denilince iyi oluyormu insan ? Bir söz yansıtır mı gerçeği ? Bu insanın kendi hayatında oluşturduğu bir mekanizmadır aslında. Polyannacılıktır

bu mekanizmanın adı Her kötüden bir iyiyi cımbızla çekip almaktır.Her şeyden bir hayrı bulup çıkarmaktır. Zaman,zaman

içimiz daralır sığamayız odalara,evlere, sokaklara,şu koca kainata, Hani başımızı alıp gitmek isteriz çok uzaklara,bilinmez 

diyarlara. Aslında aradığımız şey bir damla iyiliktir. Ne kadar kötü giderse gitsin bazı şeyler, Mutlaka iyi bir şey olmalı diye

düşeriz yollara. Bu bazen zihinde çıkılan bir yolculuktur, bazen yolun sonunda dostun ağzından dökülen bir sözcüktür,bir

bakıştır kimi zaman, bir gülüştür, bir kelamda gizlidir ya da bir dua'da. Hayatın bizlere neler sunacağı bilinmez. Her kul farklı

bir imtihan geçirir bu dünyada. Farklı derecede sevinçler yaşar,Farklı şiddette acılar tadar insan oğlu. Ama "geçmiş olsun" larımız vardır bizim, giden gitsede sen buradasın. "iyisin" lerimiz ,"sağlık olsun" larımız vardır."sen sağol da gerisi boş" larımız vardır.

" hayırlısı olsun" larımız vardır bizim, " Şerden uzak hayra yakın olsun" larımız...İşte bunlar bizim anahtar sözlerimizdir yüreklere su serpen. İyiliğe odaklanmış kötüyü "es" geçen Kötüye odaklanırsa,iyilik varsa da yok olur zaten. Siyah baskın gelip ezer beyazı,yenik düşer siyaha beyaz. Kaybolur siyahın içinde beyaz nokta. Bazende beyazın içindeki siyah noktalara takarız kafamızı. Sorgular dururuz onları,varlıklarını. Beyazı görmezden gelir, bu siyah noktalar yüzünden yıkarız umutlarımızı...Halbuki beyazın temizliği ,güzelliği,berraklığı siyahtan ötürü fark edilmez mi! Siyahın olmadığı yerde olurmu beyazın asaleti! Engeller olmadan

nasıl bilebiliriz ki güzelin kıymetini! Huzursuz olmadan huzurun, Hastalık olmadan sağlığın, Sıkıntı olmadan ferahlığın nasıl anlarız ki değerini! Bir garip yolcuyuz şu hayatta. Mutluluk arar dururuz bir parça Bu öyle bir yol ki, kumu da var,kayası da.

İnişi de var, yokuşu da...Sefası da var, cefası da...Ama bizler kayalara değil kumlara,yokuşlara değil inişlere, cefaya değil sefaya bakarsak. Bizden mutlusu, bizden huzurlusu olmaz şu hayatta...Mevlana'nın "Sen düşünceden ibaretsin kardeşim,geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsen gülistan olursun.Diken düşünürsen diken olursun" dizesi sizlere neyi çağrıştırmakta! Şöyle 

gözümüzü kapattığımızda gül'ler mi yoksa diken'ler mi baskın geliyor hatıralarınızda!! Her şeyden önce DİKEN'e değil GÜL'E  

talip olmak lazım... Hoşçakalın...Hatırda da... Hatıralarda da güzel kalın...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner19