banner16

Şehremaneti (Belediye)Teşkilatı 18. yüzyıl ortalarından bu yana işlevini sürdürüyor.  Şehremini’nin anlamı“şehrin emanet edildiği kişi, günümüz Türkçesinde ki karşılığı ise Belediye Başkanıdır.

1930’lardan bu güne uzanan ve halen yürürlükte olan 1580 Sayılı Belediye Kanunu ve 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu (1984) ile yerel yönetimlerin görev, etki ve sorumlulukları tanımlanmıştır. Halkın iradesinin sandıkta bulduğu tecellilerin ardından ilgili mevzuatlar çerçevesinde Belediye Başkanları mazbatalarını almış ve millet adına görev kuşanmışlardır.

Her ülkenin kendi şartları değerlendirildiğinde önem katsayısı yüksek yerleşkeleri vardır. Hepimizin de bildiği gibi Şehr-i İstanbul dünyanın gözbebeği ve kıymetlisidir.

Boğazından geçerken aklınızı başınızdan alan yedi tepeli güzel şehir tarih boyu övgülere mazhar olmuştur. Bunlardan en kıymetlisi ki cihan sultani Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) “İstanbul bir gün muhakkak fethedilecektir.”müjdesi olmuştur. Çağlar boyu nice yazar, şair ve devlet adamlarının İstanbul’a olan  hayranlıkları nesilden nesille,dilden dile dolanmış durmuştur.

Bu sıralar yerli yabancı tüm gözler bu mukaddes şehirdeki seçimlere kitlenmiş durumdaydı.Tarih boyunca uygarlıklar, kültürler, dinler ve diller ağırlamış İstanbul, yenilenen seçim sonrası Belediye Başkanını seçti. Sn. İmamoğlu sandıktan çıkan isim oldu. Memleketimize hayırlı olmasını temenni etmek gerekir. Referansları tatminkâr olmasa da, on yıllar önce muhafazakâr demokrat düşünceye devrettiği İBB’yi yıllar sonra geri alıyor CHP’nin başını çektiği ittifak…

Dikkatler artık yeni İstanbul Büyükşehir Belediye başkanın üzerinde olacaktır. Sn. İmamoğlu Stv’den İBB’ye uzanan çizgisinde hafızalara kazıdığı, adeta mitomani vakalarının sergileyebileceği eylem ve söylemleri bir kenara bırakmalıdır. Devlet başkanı edasıyla takındığı tutum ve davranışları derhal terk etmelidir. Seçim akşamı bile yaptığı konuşmada,  birleştirici olacağız söylemlerinin yanında “Artık partizanlık bitti. Artık hak, hukuk, adalet ve liyakat olacak” demesi; şahsının normalleşme evresinin en azından epey zaman alacağının kısmi göstergesidir.

Konuşmayı oldukça seviyor anlaşılan. Madem konuşuyor, bam tellerine de dokunabilmesi beklenir kendisinden. Öyle suya sabuna dokunmadan“her şey çok güzel olacak” demekle olmuyor bu işler. Coğrafyamızın yalın gerçeklerini de dillendirebilseydi keşke bu süreçte. Ekonomik problemlerden bahsederken,  piyasalarda ki etkisi yadsınamayacak egemen güçlere de değinebilseydi. Orta Doğuya kan ve göz yaşı ihraç edenlerden de söz edebilseydi. Terör koridoruna müsaade etmeyen ülkemizin yalnızlığına da değinebilseydi örneğin. Savunma teknolojisi satın almak isteyen Türkiye’nin muhatap kaldığı diş bilenmelere de esaslı bir iki kelam edebilseydi. Diktatörlük ve tek adamlık iftiralarıyla muhatap bırakılan Başkan Erdoğan’ın hakkını teslim edebilseydi meselâ. Ülkenin parti devletine döndüğü gibi akıl almaz suçlamalara da ayıptır diyebilseydi. Seçime müessir eden tüm paydaşlarını gönül rahatlığıyla açıklayabilseydi.

Ne diyelim belki bir gün bunları da söyleyebilme cesaretinde bulunacaktır. İstanbullu hemşerilerimizin kararına saygı duyuyor Sn. İmamoğlu’nun  PR çalışmalarını bir kenara bırakıp CHP’nin alışık olduğumuz  kurmaca siyasetini terk etmesini diliyorum. Bunun yanında Şehr-i İstanbul adlı kutsal şehrimizin sadece bir emanetçisi olduğunu da unutmamasını önemle tavsiye ediyorum.

banner19