banner16
banner3

Uzm. Dr. Mecit Acar, ‘’serebral palsi çocukluk çağının en sık görülen yaşam boyu süren hareket ve duruşu etkileyen kalıcı fiziksel gelişim bozukluğudur. Anne karnında yaşamın ilk aylarında, doğum sırasında veya sonrasında beyinde meydana gelen zedelenme sonucu gelişen ilerleyici olmayan, ancak yaşla beraber belirtileri değişebilen motor gelişim geriliğinin, sıklıkla görme ve işitmenin, bilişsel, iletişim algılama, davranış bozuklukları, epilepsi ve ikincil motor bozuklukların eşlik ettiği bir hastalıktır. Halk arasında beyin felci veya spastik çocuk diye isimlendirilir.

  Dünyadaki sıklığı 1000 canlı doğumda 1,5-2,5 olarak bildirilmektedir. Tıp teknolojisindeki gelişmeler ve yenidoğan yoğun bakımdaki iyileşmeler sonucu sıklığında azalma beklenirken uzun yıllardır sıklığı sabit kalmıştır. Çok düşük doğum ağırlıklı prematüre ve sorunlu yenidoğanlarda serebral palsi oranı 70-100 kat artmaktadır.

  Risk faktörleri doğum öncesi, doğum ve sonrasında olmak üzere çok sayıdadır. Hastaların %70-80’i doğum öncesi, %20’si doğum ve sonrasındaki risk faktörleri sonucu etkilenirken %10-20’sinde sebep bilinmez. En sık görülen nedenler miadından önce doğum ve düşük doğum kilolu doğumdur. Diğer bazı sebepler ise anne karnında geçirilmiş enfeksiyonlar, beyin gelişim anormallikleri, rahimde geçirilen beyin felci, beynin oksijensiz kalması, doğum sonrası santral sinir sistemi enfeksiyonları, çoğul gebelikler, kan pıhtılaşma bozuklukları, yenidoğan sarılığıdır.

  Serebral palside risk faktörleri sonucu beynin üst motor nöron hücreleri zedelenir ve çeşitli şekillerde belirti verir. Mesela vücudun her iki yarısını, bir yarısını veya sadece bir uzvunu etkileyebilir, hareket ve koordinasyonu bozabilir, gevşek veya kasılmalı felce yol açabilir.

  Belirtileri yaşa göre çok çeşitlilik gösterir. Örneğin; yenidoğan bebekte kıpır kıpır doğal hareketlerin olmaması, bacakların sert olması ve kıvrılamaması, bebeğin aşırı gevşek olması, koltuk altından tutulduğunda bacaklarda makaslama olması, elde uygun olmayan duruş ve görünüş, bir yaşın altında bir elini daha çok kullanmayı tercih etme, alt bezi değiştirmede zorluk, köprü gibi sırtı yere değmeden durması gibidir. Süt çocuğu döneminde bazı ilkel yenidoğan reflekslerinin kaybolmaması, motor basamakların geç kazanılması ile birlikte serebral palsiyi düşündüren nörolojik muayene bulgularının olması serebral palsinin diğer bulgularıdır.

  Tanı; esas olarak klinik nörolojik muayene bulguları, buna eşlik eden risk faktörleri ve beyin görüntüleme teknikleri (örneğin beyin MRG) kullanılarak yüksek olasılıkla konulabilir. Fakat hatalı tanı alma durumlarını göz ardı etmemek lazım. Serebral palsi gibi belirti veren ilerleyici çok sayıda hastalık mevcuttur ve bunların bir kısmının tedavisi mümkündür, bu nokta her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

  Serebral palsi ile birlikte bulunabilen diğer bozukluklar da vardır. Bunlar mental gerilik, epilepsi, beslenme ve çiğneme-yutma güçlüğü, göz ve görme bozuklukları, işitme azlığı, dil ve konuşma bozuklukları, kronik akciğer sorunları, ortopedik sorunlar, davranış bozuklukları, uyku bozuklukları, böbrek ve idrar yolu ile ilgili sorunlardır. 

  Serebral palsi kalıcı motor bozukluktur. Tedavinin amacı motor işlevi arttırmak ve ikincil gelişebilecek kusurları önlemektir. Bu amaçla günlük aktivitenin yapılabilmesi için kasların güçlendirilmesi, istemli hareketin kontrolü, vücut dengesinin sağlanması, kasılmaların azaltılması, istemsiz hareketlerin baskılanması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedeflenir. Tedavi programı hastanın gereksinimine göre planlanır ve ailenin de katılacağı ekip çalışması prensibi benimsenir. Bu ekipte çocuk nöroloji uzmanı, fizyoterapist, pediatri uzmanı, psikolog, konuşma terapisti, özel eğitim uzmanı, diyet uzmanı ve ortopedist yer alır. Tedavi programı çocuğun yaşına göre düzenlenir. 

Örneğin; ilk 3 yaşta erken uyarılma programı ile anne-baba ve bebeğin içinde olduğu nöromotor gelişimi ve iletişimi geliştirme ve hızlandırma tedavisi, 3-5 yaşta yoğun fizyoterapi, ortez çalışması ve ilaç tedavileri verilir. 5-10 yaş döneminde motor bozukluklar ve anormal hareketler ön plana çıkar ve ortopedik cerrahi için uygun zamandır. Yürüyemeyen çocuklar için uygun oturma postürü, hijyen ve günlük aktiviteleri sürdürmesi sağlanmalıdır. 

Özet olarak tedavi yaklaşımı; fizyoterapi, kasılmaların ilaç ve botilinum taksini ile tedavisi, ortopedik tedavi yaklaşımları, tıbbi tedaviler (epilepsi, mental gerilik, işitme-görme problemleri, beslenme) ve düzenli genel sağlık kontrolü şeklinde planlanır.

  Serebral palsili hastaların sosyal, eğitim ve tedavi gereksinimleri yasal güvencelerle sağlanmalı, bu hastaların sivil kuruluşlara üyelikleri teşvik edilmeli ve toplumda bu hastalara yönelik farkındalığın arttırlması desteklenmelidir.

  Serebral palsinin gelişmesi tam olarak önlenemez. Risk faktörlerinin azaltılması, düzenli gebe takibi, prematüre ve yenidoğan bakım olanaklarının iyileştirilmesi ve modern tedavilerin uygulanması ile serebral palsi sıklığının azaltılması sağlanabilir’’ dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner19