banner16

1960’lı yıllara doğru Manisa’nın gelişmesi onun hayatını etkiler. Çünkü mahalleler kurulur yol yapım çalışmaları başlar. Bulvar için onun diktiği ağaçlar kesilir. O sırada dağcılık kulübünden gençlerle yurt gezisindedir. Döndüğünde manzarayı görünce “Gitti evlatlarım” diye ağıt yakar.

Ve o dönemdeki bir olayı Enver Gediz şöyle aktarmış: ”Ağaçlara vurulan balta seslerini dağdan duyarak şehre iniyor. Benzin istasyonu kurmak için onun çam fıstığı yetiştirdiği yeri düşünmüşler. Yanıma geldi ve ağaçlarım gidiyor gardaş dedi. Ben o oraya gidiyorum elimden bir kaza çıkarsa beni kurtarırsın. Çamlığa gittik, işçiler ağaçları kesiyor. Tarzan bir nara attı. Bağırdı, çağırdı. Baltacılar çil yavrusu gibi dağıldı. Kesik ağaçların başında ağlamaya başladı. Ağzından ilk kez kötü bir söz duydum: O iki katlı binada oturan haşlağa gidip pencereden kedi yavrusu gibi aşağıya atacağım. En ağır hakareti haşlaktı. İki katlı bina ise belediyeydi onun lügatında.”

Evet;

Biz onu; doğaya karşı yaz kış demeden, yağmur, çamur, kar demeden çıplak vücudu ile mücadele veren bir efsane olarak biliriz.

Biz onu; değil bir ağacı kesmek !.. bir dal'dan yaprak düşse üzülen, bir çiçeğe toz kondurmayan ince fikirli, bir gönül insanı olarak biliriz..

Biz onu; çamların, çınarların yılmaz bekçisi, onurlu, haysiyetli bir doğa dostu olarak biliriz.

Ama belkide çoğumuzun bilmediği bir şey vardı !.. Onun'da bir insan olduğu, Onunda bir kalbî,  Onunda sevecek güzel bir yüreği vardı elbet..

Acaba Onu dağlara yönlendiren, Onun Tarzan namı'nın oluşmasındaki faktör acaba Aşkımıydı bilemeyiz !

Daha yaşarken efsane haline gelişi, hakkında anlatılan türlü öykülerle de beslenir. Prof.Cemal Anadol, Tarzan’ın yurdundan ayrılıp neden yollara düştüğünü şöyle aktarmış: “Kerkük Türklerindendi. Irak’ta Dicle ile Fırat’ın birleştiği yerde dünyaya gelmişti. Gençliğinde bir eğlence sırasında, iri siyah gözlü, güzeller güzeli bir kıza rastlayıp aşık oldu. Bu kız Türkmen aşiret reisi Şeyh Tahir’ın kızı Meral’di. Usulünce kızı babasından istedi. Düğün hazırlıkları başlamak üzereyken Birinci Dünya Savaşı çıktı. Manisa Tarzanı askere yazıldı ve cepheye koştu. Savaş kaybedilince çok üzüldü ve Hindistan’a geçti. bir süre İnsan görmemiş ormanlarda yaşadı. Sonra İran’a geçip Meral’in aşiretini aramaya başladı. Sora sora İran’ın doğusunda bir yaylada Meral’i yeniden buldu. Düğün hazırlıklarına başlandı ama bu sefer de kurtuluş mücadelesine başlandığı haberi geldi. Savaşa katılmak üzere gönüllülerle yola çıktı. Bu kez Meral’i de yanına almıştı. Sarp bir kayalıktan geçerlerken, kızın ayağı kaydı ve uçuruma yuvarlandı. Manisa Tarzan’ı kollarının arasında son nefesini veren sevgilisinin acısı yüreğinde savaşa koştu.

Tarzan Ahmet Bedevi bir diğer itirafı ise 1973-1977 yılları arasında Manisa belediye başkanlığı yapan Ertuğrul Dayıoğlu'na yapmış ve onun yakın arkadaşlarından biriydi. Bir gün Tarzan’ın kendisine şöyle dediğini aktarıyor. ”Söylediklerimin bazıları yalan. İnsanlar sorularıyla beni bunaltıyor, her şeyimi merak ediyorlar. Onları hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum. Sıradan hayat hikayeleri onları üzecektir.”

O zaman Tarzan Ahmet Bedevi'nin bu sözlerinden yola çıkarsak. ser verip sır vermediği anlaşılıyor. Çünkü; herkesten farklı bir imajı olduğundan, halk tarafından merak uyandıran bir kişiliğe sahip Tarzan'a çok soru sorulduğu için O'da hiç kimseyi üzmemek için gerçekleri içine atıp,  ona karşı ilgi duyanların sorularına farklı cevaplar verip, onları kıramamak, incitmemek adına yalan söyleyerek geçiştirdiğini ama kendisinin sıradan biri olduğunun  bilincinde hareket ettiğini söyleyebiliriz..

Bir diğer açılımımız ise; tabii ki varsayım olarak bir yorum yaparsak. Acaba Ahmet Bedevi'nin dağlara yönelmesinin altındaki gizem "Aşkı Meral miydi ?.."

Çünkü dedik ya ; herkes gibi  Oda bir insan,  O'da sevebilir, O 'da Aşık olabilirdi ...

Sevdiği kızın rivayete göre beraber yürüdükleri dağlarda gözlerinin önünde kayalıklardan ayağının kayarak düşmesi ve kollarında ölmesi Tarzanı büyük bir boşluğa itmiş, doğal olarak psikolojisi bozulduğu için O'nun dağlara yönelmesinin bence en büyük göstergesi olduğunu düşünüyorum.

Çünkü;

Kendini doğaya atıp, tüm acısını bastırarak çok sevdiği Aşkına ithafen kendini doğanın derinliklerine bırakarak aşkı Meral'in yerine doğanın eşsiz güzellikleriyle kendi kendine adaptasyon sağlamış aşkını dağlara yazmış olabileceği kanatindeyim.. her ne kadar açılım yaparsak yapalım bir gerçek var ki tarzan'ın gizemli aşk hikâyesi sırlarıyla beraber bir efsane olarak kalacağıdır.. Kalın sağlıcakla...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner19