Bayburt, Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vilayetidir. Vilayetin nüfusu 84.241 kişidir ve bu nüfusun % 67,7’si kentlerde ikamet etmektedir. Vilayetin toplam alanı 3.746 km2 olup, km2 başına 22 nüfus düşmektedir. (Merkez ilçede bu sayı 25’tir.) Vilayet merkezinin rakımı: 1555 m’dir. 04 Şubat 2021 tarihli TÜİK verilerine göre vilayette 3 ilçe, 5 belediye, bu belediyelerde 28 mahalle ve 170 köy vardır. Bayburt hakkında vatandaşlar pek çok soru soruyorlar. İşte o sorulardan olan Bayburt'un en huzurlu ve güvenli ilçesi hangisidir? Sorusunun cevabı haberimizin detayında yer alıyor.

Bayburt'un en huzurlu ve güvenli ilçesi hangisidir?

Bayburt Merkez İlçesi

Bayburt, Doğu Karadeniz’deki Çoruh Nehri’ne yakın bir konumda bulunan Türkiye’nin bir ili ve şehridir. Tarih boyunca değişik devletlerin ve milletlerin egemenliği altında kalan bu yerleşim, farklı isimlere sahip olmuştur. Bizanslılar Payper, Paypert ve Babert diye anmışlar, Araplar Bâbirt, Ermeniler Payberd, Anadolu Selçukluları Baypırt, Akkoyunlular Pâpîrt, Marco Polo Paipurth ve Osmanlılar Bayburd diye yazmışlardır. Berd sözcüğü Ermenice’de kale manasına gelmektedir ama yerleşimin tam olarak nereden geldiği bilinmemektedir. 

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde ise tarihe uygun olmayan bir hikaye anlatılır. Buna göre Akkoyunlu beyleri Danişmetlilerle beraber Horasan’dan Anadolu’ya gelirken Bayburt yakınlarında hazine ve maden keşfedip zenginleşmişler ve eski Türkçe’de zengin anlamına gelen “bay” lakabını almışlardır. Bu sebeple de yerleşime Bay-yurd ismini koymuşlardır.

Bizans İmparatorluğu’nun Haldia Theması’na dahil olan Doğu Karadeniz’deki bu yerleşim, I. Justinianus zamanında (527-565) kale duvarlarını güçlendirmiştir. Bizans-Arap savaşlarından sonra Pakraduni Hanedanlığı’nın egemenliğine girmiştir.

Selçuklular 1054’te bölgeye saldırmış ancak kaleyi alamamıştır. 1072’de Saltuklular yerleşimi ele geçirmiştir. Haçlı Seferleri sırasında Bizanslı Theodoros Gavras tarafından geri alınan kale, 1098’de Danişmend Gazi’nin oğlu İsmail’in komutasındaki Danişmendliler tarafından fethedilmiştir. Danişmendliler’in sona ermesinden sonra Saltuklular’ın hakimiyetine giren yerleşim, 1202’de Saltuklular’ın yıkılmasıyla Anadolu Selçuklu Devleti’ne katılmıştır.

Erzurum Meliki Muğiseddin Tuğrulşah ve oğulları 1202-1230 arasında yerleşimi yönetmiş ve Bayburt kalesini onarmıştır. 1230’da Sultan Alaaddin Keykubat yerleşimi yeniden Selçuklu kontrolüne almıştır.

Selçukluların Moğol istilasına karşı direndiği 1243 Kösedağ Savaşı’ndan sonra Selçuklu egemenliğinde kalmayı başaran yerleşim, 1308’de Anadolu Selçuklu Devleti’nin çöküşüyle birlikte İlhanlıların yönetimine geçti. İlhanlılar zamanında Tebriz-Trabzon İpek Yolu’nun üzerinde olması nedeniyle ticaret ve ekonomi alanında büyük gelişme gösterdi. Bu dönemde Ceneviz ve Venedikli tüccarların uğrak yeri olan yerleşim, meşhur gezgin Marco Polo’nun da ziyaretine şahit oldu.

İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın 1334’te beklenmedik bir şekilde vefat etmesiyle ortaya çıkan kaos ortamında İlhanlı komutanlarından Alaeddin Eretna tarafından yeni kurulan Eretna Beyliği’ne dahil edildi. Erzincan Beyliği ile yapılan savaşlarda Erzincan Beyliği’nin eline geçen yerleşim, Kadı Burhâneddin’in Erzincan Beyi Mutahharten’e karşı 1395’te düzenlediği seferde Akkoyunlu beylerinden Kutlu Bey’in oğlu Ahmed Bey’in desteğiyle Kadı Burhâneddin’in eline geçti ve Ahmed Bey’e ikta olarak verildi.

Evliya Çelebi, 1647 yılında şehre geldiğinde, her pazar günü Kadızâde Mehmed Bey Camii önünde kurulan büyük pazarda 5-10 bin kişinin alışveriş yaptığını, şehirde 300 dükkân ve bir bedesten olduğunu, değerli halı ve kilimlerin başka yerlere satıldığını yazar. 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Bayburt, 19 Temmuz 1829’da Rusların eline düştü.

Ruslar, Edirne Antlaşması ile şehri terk etmek zorunda kaldılar. Fakat giderken şehri ve kaleyı büyük ölçüde yıktılar. Avrupalı gezginlerin yazdıklarına göre, bu yıkımdan dolayı şehrin yarısı harap olmuş, fakirlik ve açlık içinde bir şehir haline gelmiştir.

1845 yılında yapılan bir sayıma göre şehirde; 9 mahallede (Cami-i Kebir, Fettahan, Uzunkadı, Ahmed-i Zencani, Kadızade, Kaleardı, Veysel Efendi, Tuzcuzade, Karasakal) 261 hane vardı. Bunun yanında yakın zamanda tutulan doğum-ölüm kayıtlarında Zahid Efendi, Şeyh Hayran, Şingah ve Veli Şaban adında 4 mahalleden daha söz edilmektedir.

Bayburt, Türkiye’nin yüzölçümü ve nüfusu en küçük illerinden biri olarak bilinir. 81 il arasında yüzölçümü açısından 74. sırada yer alır. Doğu Karadeniz dağlarının güneyinde Çoruh nehrinin kıyısında konumlanmıştır. Kuzeyde Trabzon ve Rize, doğuda Erzurum, güneyde Erzincan ve batıda Gümüşhane ile sınır komşusudur. İlin yüzölçümü 3652 km kare kadardır.

Bayburt’un coğrafi yapısı oldukça çeşitlidir. Kuzeydeki ve doğudaki Soğanlı dağlarının güney bölümlerinde çok sayıda fosil bulunabilir. İlin yer altı kaynakları arasında gümüş, bakır, kurşun, çinko gibi madenler ile linyit yatakları sayılabilir.

İlin toplam alanının %45’i dağlık araziden oluşur. Bayburt’u Karadeniz bölgesinden ayıran dağlar şunlardır: Zülfe (2750 m), Kemer (2856 m), Soğanlı (2750 m), Haldizen (3000 m), Kırklar (3350 m). Güneydeki dağlar ise şöyledir: Çavuşkıran (2850 m), Kop (2600 m), Çoşan (2963 m), Sarıhan (2400 m), Otlukbeli (2520 m) ve Pulur (2300 m).

Bayburt, tarihsel olarak ekonomik hayatında çok fazla değişiklik olmayan bir ildir. Tarım ve hayvancılık, ticaret ve sanayiden daha önemli bir yere sahiptir. İlde yetiştirilen tarım ürünleri arasında tahıllar, yonca, şeker pancarı ve meyve sebzeler bulunmaktadır. Ancak ilin sebze ihtiyacının çoğu başka illerden karşılanmaktadır. İl topraklarının büyük bölümü kurak olup, sadece Çoruh vadisi ile Aydıntepe ve Sünür (Çayıryolu) ovalarında sulama yapılabilmektedir.

Hayvancılık ilin en önemli geçim kaynağıdır. Arazi, hayvan beslemeye çok uygundur. Mera hayvancılığı yaygındır. Son zamanlarda besi hayvancılığının da geliştiği görülmektedir. Süt inekçiliği için de ıslah çalışmaları sürmektedir. İldeki ilçe ve köylerde arıcılık yapanların sayısı artmıştır ve il genelinde bal üretimi yapılmaktadır.

Bayburt, eski bir ticaret yolu olan Trabzon-İran “İpek ve baharat yolu” üzerinde bulunmaktadır. Türkiye’nin ekonomisi tarım, hayvancılık ve ticarete dayalıdır. Bayburt’ta tarım dışı ekonomik faaliyetler, üretim yaparak satış yapmak yerine, dışarıdan getirerek satış yapmak şeklinde gelişmiştir.

Aydıntepe İlçesi

Aydıntepe, Bayburt’un bir ilçesidir ve eski çağlardan beri yerleşim izleri taşımaktadır. “Çovrang Yayla Yerleşmesi” adlı bir bölgede yapılan araştırmalar, Orta Çağ ve Yakın Çağ’a ait çanak çömlek parçaları ortaya çıkarmıştır. Aydıntepe’nin merkezindeki bir höyükte ise Eski Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma Dönemi’ne ait seramik kalıntıları bulunmuştur. İlçenin altında, tüf kayadan oyularak yapılmış ve Orta Çağ’da yaşamış insanların kullandığı “Aydıntepe Yeraltı Şehri” bulunmaktadır.

Aydıntepe ve çevresi, tarih boyunca pek çok medeniyetin hâkimiyeti altına girmiştir. Hititler, MÖ 3000-2500 yılları arasında bu bölgeyi yönetmişlerdir. Daha sonra Urartular, İskitler, Romalılar, Persler ve Bizanslılar bu topraklara sahip olmuşlardır. 1071 yılında Malazgirt Zaferi ile Türkler bölgeye gelmiş ve 1072-1202 yılları arasında Saltuklular ile Danişmendliler arasında paylaşılmıştır.

1202 yılında Selçuklular, Saltuklu Devletini ortadan kaldırarak Aydıntepe’yi Bayburt ile birlikte kendilerine katmışlardır. Sonrasında İlhanlılar, Akkoyunlular ve Safeviler bölgeyi yönetmişlerdir. 1514 yılında Çaldıran Savaşı ile Osmanlılar bölgeye hakim olmuşlardır.

Aydıntepe, Bayburt ilinin bir ilçesidir. Osmanlı zamanında “Hart” adıyla bilinen bu yerleşim, Bayburt kazasına bağlı bir nahiye idi. 1916’da Ruslar tarafından işgal edilen Hart, 1918’de Türk ordusu tarafından geri alındı. 1919’da Şeyh Eşref liderliğindeki bir isyan burada patlak verdi. Bu olay “Hart Olayı” olarak da anılır. 1956’da belediye kurulan Hart, 1987’de ilçe oldu ve “Aydıntepe” ismini aldı. Aydıntepe önce Gümüşhane’ye, sonra da 1989’da il olan Bayburt’a bağlandı.

Aydıntepe, Bayburt’un kültür ve geleneklerini yansıtan bir ilçedir. Ancak ilçede sadece Bayburt kültürü değil, Karadeniz kültürü de görülür. Bunun sebebi ilçede çok sayıda Trabzonlu insanın yaşamasıdır. Yöre halkı Bar oyununu bilir ama horonu da ustalıkla oynar. Eskiden tulum çalınarak atma türküler söylenirdi ama şimdi tulum yerini kemençeye bırakmıştır.

Aydıntepe’de konuşulan ağız, Bayburt şivesinden farklıdır. “Geliyem, gidiyem” gibi ifadeler kullanılır. Ayrıca günlük konuşmada Bayburt’ta duyulmayan pek çok farklı kelime vardır. Aydıntepe, Bayburt ve Trabzon arasında bir kültür karışımıdır.

Demirözü İlçesi

Demirözü, Bayburt’un bir ilçesidir. Eski adı Kısanta olan yerleşim, 1530 yılında Osmanlı kayıtlarında Bayburd kazasına bağlı bir köy olarak geçmektedir. 1642 yılında yerleşimde, 48 Hristiyan ve 2 Müslüman hane yaşamaktadır. 19. yüzyılın başlarında Gümüşhane sancağına bağlı Koğans (Kovans) nahiyesinin bir parçasıdır. 1837 yılında köyde 42 Hristiyan ve 2 Müslüman hane bulunmaktadır.

1876 yılında Trabzon Vilayet Salnamesine göre Kovans nahiyesine bağlı olan yerleşimde, tamamı Ermeni olan 58 hanede 22 erkek vardır. Aynı yıl içinde yerleşim Kovans nahiyesinden ayrılarak Bayburd kazasına katılmıştır.

Demirözü, Bayburt ilinin bir ilçesidir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1935 ve 1940 yıllarında yapılan nüfus sayımlarında Pulur nahiyesine bağlı Kısanta köyü olarak kaydedilmiştir. 1945 yılındaki nüfus sayımından sonra Pulur nahiyesinin merkezi olmuştur. Kısanta ismi, 1959 yılında 7267 sayılı kanunla “yabancı kökten geldiği ve anlam karışıklığına sebep olduğu” için Demirözü olarak değiştirilmiştir.

1960 yılındaki nüfus sayımından itibaren de yeni ismiyle anılmaya başlanmıştır. İlçe, 4 Temmuz 1987 tarihinde Gümüşhane iline bağlanmıştır. 21 Haziran 1989 tarihinde ise Bayburt ilinin kurulmasıyla bu ilin bir ilçesi haline gelmiştir. İlçeye bağlı Çiftetaş ve Güneşli köyleri 2008 yılında mahalle statüsüne kavuşmuştur.

İlçe halkı tarım ve hayvancılıkla geçinir. İlçede değirmen ve çeşitli küçük işletmeler sanayi faaliyetleri içindedir. Demirözü Barajı ve Yakup Abdal Köyü Tabiat Parkı yakınında piknik yapabileceğiniz alanlar vardır. Demirözü Barajı’nda bot gezileri de yapabilirsiniz. Yakup Abdal köyündeki tabiat parkındaki piknik alanı ise doğanın içindeki çam ağaçları arasındadır. 

Memduh Paşa Yalısı Kimin Sahibi Kim? Memduh Paşa Yalısı Kimin Sahibi Kim?

Bayburt tarihi ve güzellikleri ile ön plana çıkan bir şehrimiz. Bayburt hakkında vatandaşların sorduğu soruların başında Bayburt'un en huzurlu ve güvenli ilçesi hangisidir? Sorusu geliyor. Yapılan araştırmalar sonucunda Bayburt'un en huzurlu ve güvenli ilçesi olarak karşımıza Bayburt merkez ilçesi çıkıyor.

Kaynak: Enes Kocatürk