Gümüşhane, Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bulunan bir ildir. Batıda Giresun, doğuda Bayburt, kuzeyde Trabzon ve güneyde Erzincan ile sınır komşusudur. Gümüşhane’nin nüfusu 2020 yılı sonunda 141.702 kişidir. Bu nüfusun %75’i şehirlerde ikamet etmektedir. İlin yüzölçümü 6.668 km2 olup, nüfus yoğunluğu km2 başına 21 kişidir. (Merkez ilçede bu sayı 27’dir.) İlde 2020 yılında nüfus %13,87 oranında azalmıştır. Gümüşhane hakkında pek çok soru soruluyor. İşte o sorulardan olan Gümüşhane'nin en huzurlu ve güvenli ilçesi hangisi? Cevap vermeye çalıştık iyi okumalar...

Gümüşhane'nin en huzurlu ve güvenli ilçesi hangisi?

Merkez İlçe

Türkçe: gümüş ve Farsça: خانه hane=khane sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşan Gümüşhane, yakınındaki gümüş madenlerine atfen bu ismi almıştır. Bizans zamanında bölgeye Haldia (Chaldia) denilmekteydi. 17. yüzyıldan sonra Osmanlı kaynaklarında Gümüşhane adı kullanılmaya başlanmıştır. 1850’li yıllarda Rumların Helen Rönesansı’na katılmasıyla, eğitimli Rumlar şehre Argyropolis (Yunanca: Αργυρούπολις. άργυρος argyros “gümüş” + πόλις (polis) kent) adını vermişlerdir. Bu ad, Yunanca gümüş şehri anlamına gelmektedir. Yabancı gezginler de kendi dillerine göre şehri adlandırmışlar, ancak Argyropolis adı daha yaygın olmuştur. Bugün Yunanistan’da Atina’nın güneyinde ve Girit’te aynı isimli şehirler vardır. 

Gümüşhane şehrinin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Şehrin ilk yerleşim yeri, bugünkü Canca Mahallesi’dir. Bu mahallenin güneybatısında, kayalık bir bölgede Canca Kalesi yer almaktadır. Kalenin ne zaman yapıldığı da bilinmemektedir. Evliya Çelebi, kalenin İskender’in zamanında (MÖ 336-323) Philikos adında bir adam tarafından gümüş madenlerinin bulunmasıyla ilgili olarak onarıldığını belirtmiştir. Ancak bu iddia, arkeolojik kanıtlarla desteklenmemiştir.

Memduh Paşa Yalısı Kimin Sahibi Kim? Memduh Paşa Yalısı Kimin Sahibi Kim?

Kelkit İlçesi

Kelkit, Gümüşhane’nin bir ilçesidir. Eski çağlarda yaşamış olan coğrafyacı Strabon, eserinde Appaitler adlı bir halkın Pharnakeia (Giresun) ile Trapezus (Trabzon) arasında yer aldığını ve bunların Kerkit adlı bir toplumun soyundan geldiğini yazmıştır. Bilge Umar, bu bilgiye dayanarak Kelkit isminin Luvi dilinde Dağlık Yer anlamına gelen Kar-ka veya Doruk Yeri anlamına gelen Kra-ka sözcüklerinden türemiş olan Kerka sözcüğünden kaynaklanabileceğini belirtmiştir.

Paul Wittek ise Kelkit Irmağının eski çağlardan beri Yunanca kurt anlamına gelen Lykos ismiyle anıldığını ve Ermenilerin de bu ismi Kurt Irmağı anlamına gelen Gail-Get şeklinde çevirdiğini ve Kelkit isminin de buradan geldiğini ileri sürmüştür.

Kelkit ve çevresinde yapılan kazılar, bölgenin MÖ 3000 civarında Geç Bakır Çağı’nda yerleşim gördüğünü ortaya koymuştur. Kelkit’in güneydoğusunda Sadak köyü yakınında antik Satala kenti bulunmaktadır. Satala, Karadeniz ile Kapadokya arasındaki ticaret yolu üzerinde yer aldığı için tarihte önemli bir rol oynamıştır.

Kelkit ve Gümüşhane, Hititler’den sonra Urartuların, daha sonra da Ahamenişlerin yönetimine girmiştir. MÖ 331’de Büyük İskender’in Persleri mağlup etmesiyle bölge Makedonya hakimiyetine geçmiştir. Pontus Krallığı, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu da sırasıyla bölgeyi yöneten devletler olmuştur.

Köse İlçesi

Köse, Gümüşhane’nin bir ilçesidir. Çevresinde Kelkit, Gümüşhane merkez ve Bayburt ilçeleri bulunmaktadır. Osmanlı Devleti’nin 1530 yılında yaptığı nüfus sayımında yerleşim, bugünkü adıyla Bayburt sancakının Kelkit nahiyeliğinin bir köyü olarak kaydedilmiştir. 1835 yılında yapılan nüfus sayımında ise köyde 60 hane ve 154 erkek nüfusu olduğu belirtilmiştir. 1876 yılında da köyde 72 hane ve 233 kişi yaşadığı görülmüştür.

1916 yılında Rus işgaline uğrayan yerleşim, Erzincan Mütarekesi’nin (15 Aralık 1917) ardından Rusların bölgeden çekilmesiyle 17 Şubat 1918 tarihinde işgalden kurtulmuştur. 1918 yılında Kelkit kazasına bağlı bir nahiye olan yerleşim, Cumhuriyet’in ilanından sonra (1924) Gümüşhane’nin il olmasıyla Kelkit Kazasının bir bucak merkezi haline gelmiştir. Köse, 22 Şubat 1954 tarihinde belediye, 19 Haziran 1987 tarihinde de ilçe olmuştur.

Köse, Gümüşhane’nin güney-güneydoğusunda, Bayburt iline komşu bir ilçedir. Gümüşhane merkeze 45 km mesafededir. D885 ve D052 karayolları ilçenin doğusundan geçer ve Erzincan ile Bayburt’a bağlar. İlçe merkezi beş mahalleden oluşur: Bahçelievler, Cumhuriyet, Fatih, Yavuz Selim ve Yeni. İlçenin batısında Köse Çayı akar ve çayın üzerinde Köse Barajı vardır.

Kürtün İlçesi

Kürtün, Gümüşhane’nin Karadeniz iklimi ve kültürünün hakim olduğu bir ilçesidir. İlçe merkezi 5.285 kişilik bir nüfusa sahiptir. Köyleriyle birlikte nüfusu 12.792 kişidir. 1990 yılında ilçe statüsü kazanmıştır. Kürtün adı, Karadeniz [[Çepni Türkleri]]nin dağlık alanlarda suyun aktığı yerlere verdikleri genel bir isimdir. Coğrafik bir terimi belirtir. Suyun açtığı "V şeklindeki vadi"yi ifade eder.

Kürtün kelimesi Türkçe kökenlidir ve Osmanlı zamanında ﻛﻮﺭﺗﻮﻦ (Kürtün) veya ﻛﻮﺭﺗﻴﻦ (Kürtin) olarak yazılmıştır. Türk Dil Kurumu’na göre kürtün isminin iki anlamı vardır: “rüzgârın kuytularda biriktirdiği kar yığını” ve “yük hayvanlarının sırtına konulan palan, semer”. Başka bir kaynakta ise Kürtün’ün, Danişmentli Türkmen Boylarından biri olduğu belirtilmektedir.

Çepniler, Oğuz Türklerinin bir boyu olarak 11. ve 12. yüzyıllarda Karadeniz’in doğusuna, güney kesimlerine kadar gelmişlerdir. 14. yüzyılda ise daha kuzeye yönelmişler ve Trabzon’un güneybatısındaki Orta Harşit (Philobonitis) Vadisi ve civarına yerleşmeye başlamışlardır. Burada yarı bağımsız bir şekilde yaşayan Çepniler buradan kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatı yönlerine yayılmaya devam etmiş, Giresun’un doğusu ve Trabzon’un batısı başta olmak üzere geniş bir alanda yaşam alanı bulmuşlardır.

Çepnilerin bu bölgeye yerleşmesiyle ortaya çıkan Kürtün ismi, başta sadece Harşit Vadisi ve yakınlarını kapsarken, zamanla Çepnilerin yayıldığı daha büyük bir alanı ifade etmeye başlamıştır. Bu durumda 15. yüzyılın sonlarında Kürtün coğrafyasının sınırları kabaca; batıda Giresun, doğuda Beşikdüzü ilçesi, güneyde ise bugünkü Kürtün ilçesinin güney kenarlarına kadar uzanmıştır.

Şiran İlçesi

Şiran, Gümüşhane’nin bir ilçesi olarak bilinir. Şiran’da Bakır Çağı ve Erken Tunç Çağı’ndan kalma yüzey buluntuları bulunmuştur. Ancak ilçede ayrıntılı kazı çalışmaları yapılmadığı için yerleşim tarihinin daha eski dönemlere dayanıp dayanmadığı kesin olarak bilinmemektedir. 2000’li yıllarda Araköy/Könger Höyük’te gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında Şiran’da Karaz kültürü’ne (Erken Transkafkasya Kültürü) ilişkin buluntular ortaya çıkmıştır. Bu buluntular, söz konusu kültürün bu bölgeye de yayıldığını göstermektedir.

Şiran isminin kökeni, ilçenin bulunduğu bölgenin tarihi adıyla ilgilidir. Bu bölge, Bizans kaynaklarında 9. yüzyıldan beri Khêriana ve (çoğul genitiv) Khêrianôn olarak geçmiştir. 16. ve 17. yüzyıllarda ise “Şiryan” şeklinde yazılmıştır. Şiryan ismi, Türkçeye uyum sağlayarak Şiran haline gelmiştir. Yöre halkı Şiran’ı, Şeyran diye söyler. İlçe merkezi, 19. yüzyılda “Karaca” ismiyle anılmıştır.

Şiran, Bizans’ın son dönemlerinde Bizans-Sasani savaşlarının yaşandığı bir bölgeydi. Arapların Sasanileri yıkmasıyla Bizans-Arap çatışmaları başladı. Bu arada Gürcü ve Ermeni beyleri de bölgeyi ele geçirmek için saldırdılar. 1071’deki Malazgirt Zaferi’nden sonra Türklerin akınlarına uğrayan Şiran, Mengüçlü Beyliği’nin kurucusu Mengücek Gazi’nin yönetimine girdi.

Torul İlçesi

Torul, Gümüşhane’nin bir ilçesi ve ilçe merkezi olup, Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz Bölümü’nde yer almaktadır. Torul ve çevresinin tarihçesi MÖ. 400’lü yıllarda Ksenofon’un Anabasis (Sefer/Onbinlerin Dönüşü) adlı kitabında bahsedilen Kolkh halklarından Dril kabilesine dayanmaktadır. Ksenofon, bu kabilenin Yunan kolonicilerle savaştığını yazmıştır. 

MS 130’larda Roma İmparatorluğu’nun Kapadokya Valisi Arrianus bölgeyi ziyaret etmiş ve İmparator Hadrianus’a bir rapor sunmuştur. Raporunda Torul bölgesindeki Dril kabilesini anlatan Arrianus, bu kabilenin bölgedeki diğer Laz/Tzan/Tzani  gruplarıyla aynı kökenden geldiğini söylemiştir. İlçenin adı olan Torul (Dorila) da büyük olasılıkla Lazlarla bağlantılıdır.

1404’te Papalık temsilcisi Ruy González de Clavijo bölgeyi ziyaret ettiğinde, Torul Kalesi’nde yaşayan Kabasitas ailesi Zigana Vadisinin bir kısmını yönetiyordu. Bu aile Bizans Döneminde buraya yerleşmişti. Osmanlılar Zigana Vadisini ele geçirmek için sefere çıktıklarında, Kabasitas ailesi kaleyi bırakıp kaçtı. Böylece 1481 yılında kale ve şehir Osmanlı egemenliğine geçti.

Gümüşhane ili hakkında Gümüşhaneli vatandaşlar ve bu ilde yaşamak isteyen yurttaşlar çok fazla soru soruyorlar. Bu soruların başında ise Gümüşhane'nin en huzurlu ve güvenli ilçesi hangisi? Sorusu geliyor, bu soruya cevap vermek için bir takım çalışmalar yürüttük. Yapılan görüşmeler ve araştırmalar sonucunda Gümüşhane'nin en güvenli ve huzurlu ilçesini Kelkit ilçesi olarak tespit ettik.

Kaynak: Hatice Zeybek